Enerjimiz yok. Yılda 47 milyar metreküp doğal gaz tüketiyoruz. 2030’da 81 milyar olacak! Ne yapacağız? Kolay!..
Türkiye bugün-seçimler öncesi-dalgalı bir dönemden geçiyorsa da, eş zamanlı olarak bir enerji piyasası reformları ve altyapı çalışmaları yürütüyor. Esasen, o dalgaları yükselten bir konu da bu.
Çünkü bu yapısal çabalar Türkiye'nin bir enerji merkezi olma planından besleniyor. Konuyla ilgili bir kesim bu planı gerçekçi bulmuyor bir kesim de, "niye gerçekçi bulmadığınızı biliyoruz" diyor.
Ankara'nın enerji planlarını zorlayan ana etmen, "enerji sahibi olmamak" ise hem zorlaştırıp hem kolaylaştıran etmen de, "çevresinin hep enerji olması!" Türkiye'nin enerjiye ihtiyacı var. Aldığı enerjinin istikrarlı olmasına ihtiyacı var. Ve bunlar bir yandan Türkiye'yi mahkûm ederken, o çevre enerjisinin hemen hepsinin Türkiye üzerinden geçmesi de "enerjiyi Ankara'ya zincirliyor."
Üstelik bu durum enerji dengeleri değişse de değişmeyecek bir durum. Çünkü coğrafya değişmeyecek. Şimdi görüntü dalgalı ama yıllar yıllar sürecek bir dönemde Türkiye, Orta Asya, Ortadoğu ve Avrupa kilit aktör olmayı sürdürecek.
Tabii bu rahat davranarak kazanılacak bir pozisyon da değil. Çünkü büyük yatırımlar, örneğin 10 yıl içinde sadece bu konu için 100 milyar dolar gerekiyor. Bu da dışarıdan getirtmek demek. Bu da politik istikrar demek! Yani hem iş hem dış dengeleri tüm boyutlarıyla kontrol edecek bir iktidar demek. Sandık da işte o demek.