Ergene konusunda ciddi ihmaller var”

Ergene konusunda ciddi ihmaller var”
Ergene konusunda ciddi ihmaller var” Kırklareli Valisi Ali Haydar Öner, Ergene ve Trakya’nın sorunlarını, ziyaret esnasında anlatan Hakan Dedeoğlu’nu büyük bir dikkatle dinleyerek, ülkemizde sanayileşmenin geç başlamasının çevre sorunlarını daha iyi görmeyi sağladığını, ancak Ergene konusunda ciddi ihmaller olduğunu söyledi. Geçtiğimiz günlerde Ergene Platformu’nun Vali Öner’i ziyareti esnasında, bölgeyle ilgili detaylı ve çarpıcı açıklamalar yapan Dedeoğlu; daha önceleri şahsına ‘Bu işe karışma’ diyenlerin, şimdi gerçekleşen zararın kendilerine de dokunması sebebiyle bölgenin kurtarılmasına yönelik açılan davalarda müdahil konumuna geldiklerini söyleyerek, halkın doğru ve yanlışı ayırt edebildiğine dikkat çekti. Seslerinin ne İstanbul’da, ne de Ankara’da duyulmadığından yakınan Dedeoğlu’na cevap veren Vali Öner, konuyu Çevre Bakanlığı’nın dikkatine sunmak gerektiğini de vurguladı. Geçtiğimiz günlerde Kırklareli Valisi Ali Haydar Öner’i ziyaret eden Ergene Platformu, burada Vali Öner’den 10 Nisan’da Lüleburgaz’a bağlı Karamusul Köyü’nde gerçekleşecek olan eylem için destek istemişler ve olumlu yanıt almışlardı. 1 saate yakın süren görüşmede Vali Öner’e TEMA Lüleburgaz Temsilcisi Hakan Dedeoğlu tarafından yöreyle ilgili uzun ve ayrıntılı bilgiler de verildi. Dedeoğlu 20 yıldır TEMA ve çevre olarak koşturan birisi olduğunu belirterek, Trakya’nın Türkiye’nin eğitim seviyesi en yüksek yerlerden birisi olduğunu, ancak verimli topraklar ile suların dışardan göçlerle yokedildiğini söyleyerek şunları kaydetti: Birileri bazı şeyleri görmezden geliyor “Bugün ilimizin durumu, ilçelerin durumu gelen destekler ya da geldiklerindeki paylaştırmalar gibi sorunlar yaşıyoruz. Bunun dışında tabi E-5’in geçişi, binlerce fabrikanın İstanbul ve Anadolu temelli olarak Trakya’ya gönderilişi. Biz burada kendi kibarlığımızı bozmadan birşeyleri anlatmaya çalışıyoruz. Üzüldüğümüz nokta şu. İstanbul’a bile ulaşamayan bu ses, Ankara’ya gerçekten ulaşamıyor. Birileri gerçekten bunu görmezden geliyor. Burada tamamen sosyal yapılanma içinde, meseleyi demokratik kurallar çerçevesinde yıllardır anlatmaya gayret ediyoruz. 10 Nisan’daki eylem yine bu noktada planlanmış ikinci bir eylemdir.” Konuyu Trakya Kalkınma Ajansı’nın gündemine sunacağım Vali Ali Haydar Öner’de insanların kendilerine temiz gelen bir suyu kirleterek akıtmak hakkına sahip olmadığını ifade ederek; “Toprağa karşı, suya karşı, insanlara karşı haksız bir davranıştır bu. Gerek evsel atıklar, gerekse sanayi atıkları bakımından suların kirletilmesi başkalarının haklarına zarar verici bir davranıştır. Çiftçilerin haklarına da zarar veren bir davranıştır. Sanayi tesislerinde sıfır atık yaklaşımı beklenir. Hem girdiler, hem de çıktılar bakımından, çevreye duyarlı sanayileşme temel strateji olmalıdır. Bu konu Çevre Bakanlığı’mızın da dikkatine sunmamız gereken bir konu. Ben konuyu Trakya Kalkınma Ajansı’nın gündemine de taşıyacağım. Bundan sonra daha güçlü bir dayannışma içinde olursak, Ergene’yi ve Ergene Havzası’nı kurtarabiliriz” şeklinde konuştu. Kirliliği fabrikalar yaratıyor, devlet tazminat ödüyor Görüşmenin devamında Ergene’nin Çakıllı Beldesi’nden içilebilir şekilde doğduğunu aktaran Hakan Dedeoğlu, ilk olarak Saray’da kirlendiğini, sonrasında Kırklareli ve Edirne’de Meriç’e katıldığını oradan da Saroz’a döküldüğünü söyledi. Dedeoğlu, Ergene’nin uluslararası sulara kirlilik nezdinde karışması durumunda tazminat ödendiğini açıklayarak; “Bu kirlilik bizim kendimizin yaratmadığı, birilerinin bizim dışımızda bu meseleyi yaratarak devlete ödettiği bir tazminat sorununu da ortaya çıkarıyor. Burada bir aksaklık sözkonusu. O bölgede ortalama 1500 fabrika var. Her gün yeraltından 5 milyon metreküp gibi bir su çekiliyor ve havzaya dağılıyor” dedi. Dikkat çekmek istediği konuyu, Ergene’nin taşmasından fabrikaların da istifade etmesi olarak anlatan Dedeoğlu şunları söyledi: Ergene taşınca da atık boşaltımı sürüyor “Yağmurlar ve kış sonunda Balkanlar’dan inen dereler, Ergene’yi taşırıyor. Ondan sonra Bulgaristan kapakları açılıyor. Meriç taşıyor. Meriç taştığında Ergene ona girme yapamıyor. Geri tepiyor. Ovaya yayılıyor. Bunu da fırsat bilen sanayiciler atıklarını boşaltıyor. Bu noktada biz de hem Valilik emriyle, hem de İl Jandarma Alay Komutanlarımızın bir yazısıyla ricada bulunarak, ‘Bunu zaten yapıyorsunuz da, hiç olmazsa şu dönemde yapmayın’ diyoruz.” Tahammül sınırları aşıldı Hakan Dedeoğlu konuşmasının devamında 1999 yılında TEMA Vakfı olarak noter huzurunda 13 noktada toprak ve su numunesi aldıklarını, suyun içildiği noktadan itibaren Lüleburgaz’ın Ovacık Köyü’ne kadar gelerek incelettiklerini söyleyerek son derece kötü veriler elde ettiklerine dikkat çekti. Bölgede şu aşamada büyük bir rahatsızlık sözkonusu olduğuna değinen Dedeoğlu, “Bu görmezden gelinerek çözülecek olgusu, artık Trakya’da tahammül sınırını aşmış durumda” dedi. Ergene konusunda ciddi ihmaller var Dedeoğlu’nun konuşmalarını büyük bir dikkat ve ilgiyle dinleyen Vali Öner, Avrupa’da sanayi devriminin çok önceleri ortaya çıktığını hatırlatarak, “Biz sanayi devriminde geç kaldık. Ama bunun bize bir yararı oldu. O süreç içersinde çevreye ilişkin sorunlar ortaya çıktı. Biz sanayileşme süreci içine girdiğimizde çevre duyarlılığı fikri gelişmişti. Ama görüyorum ki Ergene Havzası’nda bu konuda ciddi ihmaller var.” Hakan Dedeoğlu bunun bilerek yapıldığını kaydederek konuyu şu cümlelerle detaylandırdı: Halk, doğruyu ve yanlışı görüyor “Bir ülkenin Çevre Bakanı bu bölgeyle ilgili ifadesinde ‘yüzde 88’i kaçaktır’ deme hakkına sahip mi? Bunu görmezden gelirsek, başka şeyleri görmezden gelirsek, sonra da ‘A bunlar da nereden çıkmış?’ diyerek, bunun kabulüne dönersek, bu olmuyor. Çünkü biz halk olarak bunu izliyoruz. Doğruyu ve yanlışı görüyoruz. Yetkililerin bunu görmezden gelmesi onların, bize olan yüceliğini zedeliyor. Sonra ben halkıma ne anlatacağım? Bu noktaya nasıl gelindi? Birileri ‘hayır’ derken, ruhsatı yokken 1. sınıf tarım arazilerine fabrikalar doldu. Artık o bölgede çiftlik bile yapamazsınız.” Vali Öner’in TRAÇİM fabrikası ile ilgili ÇED raporu konusunu sorması üzerine Hakan Dedeoğlu şunları dile getirdi: Yargının durdurma kararına rağmen fabrika çalışmaya devam ediyor “13 Temmuz 2004 tarihinde Prof. Dr. Osman İnci tarafından imzalanan projemiz, Trakya Üniversitesi ile dönemin Çevre Bakanı Fevzi Aytekin arasında Ergene protokolü ile başlayan bir süreçtir. Ancak o imza gününün kısa bir süre öncesi plan, plan değişikliği notları eklenerek, 43 noktada delindi. Üniversitenin yapmış olduğu protokol gereği böyle bir değişiklik hakkı hiç kimsede yok. Çünkü bu imzanın temelinde de olan bir kayıt. Şimdi böyle el çabukluğuyla bir şey oldu. Bir de iktidar güçlerinin etkisiyle ‘ÇED gerekli değildir’ raporuyla fabrikanın önü açıldı. Bir de buna İl Genel Meclisi üyeleri 25’te 25 ‘evet’ dedi mi! Ondan sonra zaten rızalılık halk üzerinde oluştu. 1 ay sonrasında bizim verdiğimiz dilekçe itibariyle oylama yapıldı. 25’te 25 olan şey daha sonra 14, 9 ve 2 şeklinde yine onay verilir şekilde sonuçlandı. Maalesef bunu söylemek zorundayım. Fabrika aslında, iktidar yanlı arkadaşlarımızın ortak çalışmalarıydı. Doğal olarak yapılması o yanıyla engellenemedi. Daha sonra TEMA Vakfı hem ÇED dosyası, hem de plan değişikliği için 6-7 yıl öncesi dava açtı. Danıştay’da. 2’sini de kazandık. Danıştay konusunda şirket yetkilileri Ankara’ya temyize gittiler. Boş döndüler. Buna rağmen fabrika çalışıyor.” Hakan Dedeoğlu süreç esnasında yaşanan çarpıcı durumlara da açıklamasında yer vererek, önceleri karşıt görüşte olanların daha sonra kendilerinin savunduğu durumların yanında yer aldığını dile getirerek sözü şöyle açtı: Önceleri karşı çıkanlar, sonra davalara müdahil oldu “Vize Belediye Başkanı ya da oradaki bazı çevreler Sergen dahil, ‘Ya Hakan Dedeoğlu her şeye karışıyor’ noktasındayken, bugün noldu? Orada Poyralı Köyü var. Toplam 8 köy dava açtı. Çünkü onunla bitmedi, yüzlerce taş ocağı gelmeye başladı. Sorun o kadar büyük ki. Vize Belediye Başkanı ve diğer çevrelerde daha sonra 8 köyün davasına müdahil oldular. Neden oldular? Çünkü 6,5 km mesafeden su kaynakları var. Onun üstünde patlatmalar yapılıyor. Doğal olarak bu sefer belediye kendisi de dava açtı. Bakın ne kadar kısa zamanda terse döndü. O dönemde Sergen Belediye Başkanı halihazırda birtakım kamyoncular, otomobilciler ve İl Genel meclisi üyeleriyle bana gelip; ‘Bu işe karışma’ demişlerdi. Ben tavrımı her zaman aynı şekilde koymuştum. İlginç olan şu. Sergen Belediye Başkanı ve oradaki insanlar şu an taş ocakları orada ilave olduğu için karşı duruşa geçmişler.”
https://www.trakya22.com adresinden 26 Ağustos 2026, 17:53 tarihinde yazdırılmıştır.